1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Muhammed Aydın
  4. Sandığın Beklediği Cevap
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sandığın Beklediği Cevap

featured

Bazı sessizlikler vardır; gürültüden daha fazla şey anlatır.

Irak Kürdistan Bölgesi, bugün böyle bir sessizliğin içinden geçiyor. Seçimler yapıldı, millet iradesini ortaya koydu, sandıklar açıldı, sonuçlar ilan edildi. Ancak seçimlerin ardından toplumun beklediği en temel adım olan hükümetin kurulması hâlâ gerçekleşmedi. Aradan geçen uzun süre, doğal olarak kamuoyunda şu soruyu gündeme getiriyor: Sandıktan çıkan irade ne zaman yönetime dönüşecek?

Demokratik sistemlerde seçim günü bir son değil, başlangıçtır. Vatandaşlar oylarını kullanarak görevlerini yerine getirir; bundan sonra sorumluluk siyasi aktörlere geçer. Çünkü seçimlerin gerçek anlamı, halkın tercihlerini devletin yönetim mekanizmalarına yansıtabilmektir. Eğer seçim sonuçları uzun süre kurumsal bir yapıya dönüşemiyorsa, demokrasi yalnızca sandık gününe sıkışmış olur.

Basında yer alan değerlendirmeler, hükümet kurma sürecinin çeşitli siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle uzadığını ortaya koymaktadır. Bu tür anlaşmazlıklar parlamenter sistemlerin doğasında vardır. Farklı siyasi hareketlerin müzakere etmesi, uzlaşma araması ve ortak bir program oluşturması demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak demokrasilerde müzakerelerin de bir makul süre içerisinde sonuç üretmesi beklenir.

Çünkü Hükümetler bekleyebilir gibi görünse de toplumlar beklemez.

Her geçen gün yeni ekonomik ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Kamu hizmetleri, yatırım kararları, reform programları, gençlerin istihdam beklentileri ve Bağdat ile ilişkiler gibi hayati başlıklar güçlü ve tam yetkili bir hükümet gerektiriyor. Siyasi süreçlerde yaşanan gecikmelerin bedelini çoğu zaman siyasi aktörlerden önce vatandaşlar ödüyor.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise hukuki meşruiyet meselesidir.

Hukuk yalnızca yazılı kurallardan ibaret değildir. Modern hukuk anlayışı, kamu otoritesinin halk iradesine dayanmasını ve bu iradenin zamanında yönetime yansımasını da gerekli görür. Seçimlerin ardından ortaya çıkan tablonun uzun süre hükümete dönüşememesi, her ne kadar doğrudan bir suç veya mahkeme kararıyla tespit edilmiş bir yasadışılık anlamına gelmese de demokratik meşruiyet açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Çünkü halkın verdiği yetki bekletilemez.

Demokrasilerde sandık, yalnızca temsilci seçmek için kurulmaz; aynı zamanda yönetime meşruiyet kazandırmak için kurulur. Meşruiyet ise yalnızca seçim sonucuyla değil, seçim sonucunun hayata geçirilmesiyle tamamlanır.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni tartışmalar değil, yeni bir iradedir.

Çünkü güçlü kurumlar, güçlü partilerden daha kalıcıdır.

Vatandaşların beklentisi oldukça sade ve meşrudur: Seçimlerde ortaya çıkan iradenin bir hükümete dönüşmesi, parlamentonun etkin şekilde çalışması ve kamu yönetiminin tam kapasiteyle hizmet vermesidir. Bu beklenti ne siyasi bir talep ne de ideolojik bir duruştur; demokratik sistemin en temel gereğidir.

Kürdistan Bölgesi’nin geleceği açısından asıl korunması gereken şey, vatandaşların demokratik kurumlara olan güvenidir. Bu güven bir kez zedelendiğinde yeniden inşa edilmesi yıllar alabilir. Oysa bugün atılacak uzlaşmacı ve sorumluluk sahibi adımlar, yalnızca mevcut krizi çözmekle kalmayacak, gelecek nesiller için de daha sağlam bir demokratik kültür bırakacaktır.

Sandık görevini çoktan tamamladı.

Şimdi sıra, sandığın verdiği emaneti zamanında ve eksiksiz şekilde yerine getirmesi gereken siyaset kurumundadır. 

Acaba iktidar ve siyasiler bu emanete sahip çıkacak mı?

Sandığın Beklediği Cevap
0

Yorumlar kapalı.

Bizi Takip Edin
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.